RSS



KOBİ’lerimizin Türk ekonomisindeki önemi…

Sal, Tem 27, 2010

Genel

Küresel ekonomik krizin ağır yansımalarının yavaş yavaş yerini kıpırdanmalara bıraktığı günümüzde küçük ve orta ölçekli işletmeler (KOBİ), bulundukları hemen her ülkede rekabeti en yoğun şekilde yaşayan ve ekonominin öncüsü olan işletmelerdir.

                Bu bakımdan özellikle gelişmiş ülkeler, KOBİ’lerini bu mücadelelerinde yalnız bırakmamaktadır. Çünkü KOBİ’ler sadece ekonomik değil, aynı zamanda sosyal olarak da çok önemli bir işlevi üstlenmişlerdir.

                Bizim KOBİ’lerimiz ise özellikle gelişmiş ülkeler KOBİ’lerine oranla çok daha yoğun bir rekabet ortamında faaliyet göstermektedirler. İş ortamı bakımından rakiplerinden daha kötü bir durumda bulunan Türk KOBİ’leri buna rağmen övgüye layık zorlu bir mücadele sürdürmektedirler. İşte bu aşamada yapılması gereken şey, KOBİ’lerimizin durumlarının iyileştirilebilmesine yönelik çalışmalar yapılması ve onlar için daha olumlu bir iş ortamı yaratılmasıdır.

                Ülkemizde imalat sanayinde faaliyet gösteren yaklaşık 200 bin işletmenin 197 binini KOBİ’ler oluşturmaktadır. Yine imalat sanayiindeki toplam 1 milyon 600 bin kişiyi aşan istihdamın yüzde 60’tan fazlası bu kesim tarafından karşılanmaktadır. Buna karşılık üretilen katma değerin ancak 28’i KOBİ’ler tarafından sağlanmaktadır. Bu oran AB ülkelerinde yüzde 33-44 ‘ü, ABD’de ise yüzde 51’i bulmaktadır. KOBİ’lerin ihracattaki paylarına bakıldığında ise bu oranın yüzde 8 civarında olduğu görülmektedir. Kredilerdeki payları ise yüzde 4 civarında kalmaktadır.

                Rakamların değerlendirilmesinden de anlaşılacağı üzere, KOBİ’ler külfetini taşıdıkları oranda ülke ekonomisinin nimetlerinden istifade edememektedirler. Bu durum girişimciliği olumsuz etkilediği gibi, mevcut işletmelerin büyüyüp gelişmesine de imkan vermemektedir.

                Nitekim yakın çevremizde bulunan Adana’daki KOBİ’lere baktığımızda, başta mobilya ve ağaç işleme sanayi ve metal işleme sanayi olmak üzere, değişik sektörlerdeki binlerce küçük işletmeden gelişebilenlerin sayısının bir elin parmaklarını geçmediğini görüyoruz. Ama bütün olumsuzluklara rağmen, varlıklarını devam ettirebilen işletmelerimizin giderek daha çok söz sahibi olan, genç, eğitimli ve dinamik insan gücüyle, globalleşen pazar imkanlarını kullanarak, ilgili her kesimin üzerine düşeni yapmasıyla daha güçlü duruma geleceğine inanıyorum.

                Biz Adana Ticaret Odası olarak bu gelişimin hızlanmasına yönelik girişimlerde bulunuyor ve bu yöndeki tüm çabaları destekliyoruz. Amacımız, ülkemiz ekonomisinin temel taşı sayılmasına karşın, büyük sorunlar içerisinde yaşama savaşı veren KOBİ’lerin içerisinde bulundukları çıkmazı aşabilmelerine bulunmaktır.

                Çünkü KOBİ’lerin gelişmesi, ülke ekonomisinin de geliştiğini ortaya çıkaran önemli bir göstergedir. Adana’nın, 1950’li yıllarda ülke ekonomisindeki payının üst sıralarda olmasına karşılık son yıllarda hızlı bir düşüş içerisine girmesinin temel nedeni Adana’nın 1950’li yıllarda büyük ölçekli işletmelerle yola çıkmasıydı. Zaman içerisinde KOBİ’lerin gelişmemesi ve büyük ölçekli birkaç firmanın krize girmesi bugünkü tabloyu ortaya çıkardı.

                O dönemlerde Adana’nın gelişmesi KOBİ’lerle başlasaydı bugün çok daha farklı bir yerlerde olacağımıza inanıyorum.

                Küçük ve orta ölçekli işletme sayısının yetersiz olmasının, işsizliği artırdığı da artık kabul edilen bir gerçektir. Çünkü KOBİ’ler, ekonominin ve sanayinin lokomotifidir. Bu nedenle bir ülkedeki KOBİ sayısı, o ülkenin işsizlik oranı ile ters orantılıdır. Yani, ne kadar KOBİ varsa işsiz sayısı da o kadar az ya da çok olacaktır. Ancak bu konuda işveren üzerindeki vergi ve diğer yükümlülüklerin boyutu da etkili olabilmektedir. Ülkemizde SGK primleri, vergi oranları, enerji gibi istihdamın temel unsurlarının düşük tutulması, işvereni yeni yatırıma, yeni istihdama yönlendirecektir. Aksi taktirde, işveren vergisini, SGK primini ödeyemeyeceği ortamda doğal olarak daha az insan çalıştırmayı kendine kar sayacaktır. Bu nedenlerle devletin bu maliyetleri aşağı çekerek istihdamın önündeki engelleri ortadan kaldırması gerekmektedir.

                Yukarıda da vurguladığım üzere, işsizliğin azaltılması ve yeni iş alanlarının yaratılmasında sağladıkları katkıları, dengeli ve sürdürülebilir ekonomik ve sosyal kalkınma konusundaki önemli rolleri ve piyasa koşullarına kendilerini uyarlayabilen esnek üretim yapılarıyla KOBİ’ler Türk ekonomisinin en önemli değerlerindendir. Dolayısıyla, KOBİ’lerin sorunlarının çözüme kavuşturulması, varlıklarını daha sağlıklı sürdürebilmeleri için her türlü desteğin verilmesi gerekmektedir. Bu açıdan KOBİ’lerimiz güçlendirilmeli ve üretim, dış ticaret, markalaşma, belgelendirme, finansman, pazarlama, fuarlar, iç ve dış yatırım olanakları gibi konularda ihtiyaç duydukları bilgiler kapsamlı olarak karşılanmalıdır.

                Öte yandan KOBİ’lerin; ürün geliştirme, ürün tasarımı, teknoloji, üretim ve yatırım planlaması, modernizasyon-yenileme, standartlar ve ölçek ekonomileri gibi teknik bilgilerin yanı sıra rakiplerinin durumu, talep, fiyat ve pazarlama unsurları gibi pazar bilgileri, ayrıca oto finansman, leasing, factoring, risk sermayesi ve krediler gibi fınansman bilgileri konularında uzmanlaşmaları da sağlanmalıdır.

                Böylelikle KOBİ’lerimizin giderek öne çıkan ve stratejik önem taşıyan bilgi erişimi, vizyon oluşturma ve profesyonellik konularındaki eksiklerinin giderilmesi mümkün olabilecektir.

                Tüm bu görüş ve düşünceleri dile getirdikten sonra, Sanayi ve Ticaret Bakanı Nihat Ergün’ün henüz bu yazıyı kaleme aldığım sırada açıkladığı, KOSGEB’in KOBİ’lere yönelik 6 ayrı yeni destek programından duyduğum mutluluğu da vurgulamak istiyorum. Son derece önemsediğim uzun süredir çözüm bekleyen sorunlara bir neşter niteliğinde gördüğüm yeni programlar, KOBİ Proje Destek Programı, Ar-Ge İnovasyon Destek Programı, Tematik Proje Destek, İşbirliği Güç Birliği Destek Programı, Girişimcilik Destek Programı ve Genel Destek Programı’ndan oluşmaktadır.

                Bu programlarla birlikte KOBİ’lerimizin önü açılmış ve Türkiye’nin üretim üssü haline gelmesini sağlamaya yönelik önemli bir adım atılmıştır.

                Bu vesileyle; Kobigündem Reklamcılık ve Yayıncılık Hizmetleri bünyesinde yayımlanan “KOBİGÜNDEM” aylık iş dünyası dergisinin özellikle KOBİ’lerimizin yukarıda ana hatları ile özetlemeye çalıştığım sorunlarının kamuoyuna ve yetkililere aktarılabilmesi bakımından son derece yararlı olacağına inancımı vurgulamak istiyorum.

                “KOBİGÜNDEM”in, bölgemiz iş dünyası ve tüm KOBİ’lerin sözcüsü olabilmenin görev ve sorumluklarını layıkıyla yerine getireceğine gönülden inandığımı vurgularken, bu önemli yayının hayata geçirilmesi ve bu sütunlar aracılığıyla görüşlerimi aktarma imkanı vermelerinden ötürü “KOBİGÜNDEM” Dergisi yetkilisi Sayın Hayati Çetinkaya’ya şahsım ve tüm üyelerimiz adına şükranlarımı sunuyor, başarılar diliyorum.

Şaban BAŞ

   Adana Ticaret Odası

Yönetim Kurulu Başkanı

Comments are closed.